BANNER



ANASAYFA ARŞİV RSS HAKKIMDA

KATEGORİLER

SON YAZILARIM

Başlıksız
Özgürleşmek
Bu Gün 23 Nisan
Dili Olsa da Konuşsa
Kurşunkalem Gibiyiz

DİĞER SİTELERİM

Ah Teslimiyet
Ah Mine'l Aşk

ARKADAŞLARIM
    • forumel
    • harabatehli
    • forumelserdar34
    • serhatincesoz
    • kalpiklimi
    • dilekkuyusu
    • dilaramert



Dili Olsa da Konuşsa


20/4/2007<>23:18
kategori: Ask,Sevgi,Siir,Hikaye

Hep "aşkın dili olsa da konuşsa" deriz. İşte birgün aşk konuşmaya başlamış ve demiş ki :

- "Ey insanlık hep peşimden koştunuz, bana ulaşmaya çalıştınız. Aslında bana ulaştınız ama hiç farketmediniz. Benım için ağladınız zaman bile size hep yalan belki de şaka gibi geldim. Bana hep yakıştırmalar yaptınız. Size bir hikaye anlatayım.

Birgün küçük bir kedi kuyruğunu yakalamak için hep kendi etrafında dönüp duruyormuş ve büyük kedi dayanamayıp ne yapmaya çalışıyorsun diye sormuş. Yavru kedi de bana ancak kuyruğumu yakaladığım zaman mutluluğa ulaşacağımı söylediler. Ben de onun için uğraşıyorum diye cevap vermiş.

Büyük kedi gülmüş ve "ben de küçükken senin gibiydim. Hep kendi etrafımda döner, kuyruğumu yakalamaya çalışırdım ama birgün durdum ve düşündüm ve yürümeye karar verdim işte o zaman anladım ki zaten o benim peşimden geliyordu."

İşte şimdi anladınız mı? Aşk bir kedinin kuyruğudur ki ona ulaşmak için peşinden koşmanız gerekmez, o zaten her hareketinizde arkanızdan gelir.

alıntı

Etkileyici


20/4/2007<>22:47
kategori: Ask,Sevgi,Siir,Hikaye

Yaşlı ve çirkin bir tüccar; karşılığını parayla ödeyeceği zevk gecesi için olağanüstü güzel, ama taş kalpli bir fahişeye gitmiş… Sabaha karşı, yaşıl adamın uykuya dalmasını fırsat bilen genç kadın, soyguncu dostlarını çağırmış. Ne var ki tüccar, tilki uykusundan fırladığı gibi olanca gücüyle karşı koymaya, dövüşmeye başlamış. Haydutlar hem kalabalık, hem de işinin ehliymiş. Onu kolayca köşeye sıkıştırmışlar. Ancak ne kadar vururlarsa vursunlar, bu zayıf ve çirkin bedende yara açılmadığını, can alıcı darbelerin hiç iz bırakmadığını görmüşler…
Bıçaklarını, kılıçlarını çekmişler… Ancak en keskin bıçak, en acımasız kılıç bile tüccara hiçbir şey yapamıyormuş… Sonunda korkup kaçmışlar… Dövüşü izleyen kadın, yaşlı adamın mucizevî gücünden etkilenmiş, bir kez daha -ama bu kez aşk adına- tüccarla sevişmek istemiş. Onu hayranlıkla, arzuyla, şefkatle okşamaya başlamış… Gelgelelim güzel kadının her dokunuşunda tüccarın bedeninde yeni bir yara beliriyormuş. Dövüşün, darbelerin, bıçakların, kılıçların açtığı yaralarmış bunlar… İçten bir ilgi ve şefkat görene dek gizli kalmışlar. Sonunda tüccar kanlar içinde kadının kollarına yığılmış, ölmüş…
Tam bu türden hayatlar yaşamıyor muyuz? Aşktan bunca korkmamız bu yüzden değil mi? Kimsenin kollarında yığılıp can vermek istemiyoruz. Çünkü zaten, her yanımız kılıç yaralarıyla dolu. Ama bir şekilde kapanmış, kabuk bağlanmış yaralar onlar… Nasıl yapmışsak yapmışız üstesinden gelmişiz…
Ama biri, kabuk tutmuş yaraları okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanama başlıyor yeniden… Birine teslim olduğumuzda, anlatmaya başladığımızda, içimizi döktüğümüzde bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor…
O yüzden değil mi içimizi tutmamız? Birisine teslim olmaktan korkmamız? Ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmamız? "Anlatsam mı, anlatmasam mı?" kararsızlığımız "Bu sevgi beni acıtır mı?" kuşkularımız…
Her zaman seni üzecek birileri olacaktır. Yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğini iyi seçmek…"
Gabriel Garcia Marquez

İstanbulu Dinliyorum Sesli


19/4/2007<>00:10
kategori: Ask,Sevgi,Siir,Hikaye

İstanbulu Dinliyorum Sesli Müşfik Kenter Okuyor

http://tradbak.org/nuke/meka/ltfbklyn.swf


{ Sayfa 1 of 2 }
<- : : Sonraki Sayfa ->
SON REKLAM

AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA

BBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBBB


htmlkodlar.blogcu.com
***********************